KARS ADININ MENŞE-İ
Kars deyince akla, hamaset (yiğitlik) ve menkıbe diyarı gelir. Esasen ismi
de menkıbeye dayanır. Kars adı milattan önce 130-127 tarihleri arasında
Kafkas Dağları’nın kuzeyinden Dağıstan’dan gelerek bu havalide yerleşen
Bulgar Türkleri’nin “Velentur” boyunun “Karsak oymağından” gelmektedir.
Kaşgarlı Mahmut Kars kelimesi için: “deve veya koyun yününden yapılan elbise
ve karsak derisinden güzel kürk yapılan bir hayvan, bozkır tilkisi”
demektedir.
Türkiye’ de bundan daha eski “Türkçe” isim taşıyan bir şehrimiz daha yoktur.
Eski Türkçe’de “Karsak” karnının altı beyaz 75-80 cm. boyundaki çöl
tilkisinin adıdır. Bu hayvanı totem edindiklerinden Kıpçaklar’ın “Karsak ”
boyuna da bu ad verilmiştir.
Buhara’lı Şeyh Süleyman da Kars’a; “Şal, kuşak, dokuma, belbağı, futa,
miyanbet, karsak, tilki” demektedir.
Batlamyus Kars’a; “Khorsa”, Strabom ise; “Khorzene” demektedir. Bir
söylentiye göre de: Gürcü dilinde “Kapı kenti” anlamına gelen “Karis
Kalaki”den gelmektedir.
Türkistan’da bir su , Dağıstan’da bir köy, Bursa, Kahramanmaraş, Adana,
Silifke, Tortum, Tercan, Afyon, Bolu ve Ankara’da birer köy; Ural Irmağı
civarında bir göl, köy ve dağ; Makü Bölgesi’nde bir kışlak adıdır.
Çıldır Gölü kuzeyinde ve ortasından devlet sınırı geçen Sodalı Göl’ün
kuzeyindeki Karsak, Karzak Kasabası ile Karsak Gölü adları da Bulgar
göçebelerinden kalmadır.
İlk olarak 7. Asırda Gevond, Kars şehri adından bahsetmiştir.
Britanya, Rusya ve Kanada’da birer kasabaya Kars adı verilmiştir.

KARS'IN KURTULUŞU
Milli mücadelenin ilk günlerinde Mustafa Kemal başkanlığında Sivas Heyet-i
Temsiliyesi bir durum değerlendirmesi yapmış ve İtilaf Devletlerinin
Bolşevik Hükümeti ile ilişki kurmasını önlemek amacıyla Kafkasya’ya ağırlık
verilmesi kararına varmıştır.
Güney Kafkasya’nın Ermeni ve Gürcü denetimine geçmesinden sonra Nisan
1919’da başlayan Kuva-i Milliye eylemleri 1920 başlarında, 15.Kolordu’nun
desteği ile birlikte, büyük bir yoğunluk kazandı.
Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti’nin dağıtılmasından sonra, Ermeni denetimi
neredeyse tüm Kars yöresini kapsamış , sadece Çıldır uzun süre bunun dışında
kalabilmiştir. Ermeniler Şubat 1920’de bölgeyi ele geçirmek için büyük bir
saldırı başlatmış ve 17 Şubat’ta Çıldır ve Arpaçay'a ulaşmışlardır. Bu
gelişmeler üzerine Heyet-i Temsiliye Elviye -i Selase’nin (Üç Vilayet, Kars,
Ardahan ve Batum'un) yeniden elde edilmesini uygun buldu ve bu amaç
doğrultusunda 15.Kolordu Komutanı Kazım Krabekir Paşa hızla hazırlıklara
girişti. Erzurum ve Van vilayetleri ile Erzincan sancağında seferberlik ilan
edildi. Kazım Karabekir Paşa hükümete harekatın 23 Haziran’da başlayacağını
bildirerek, karargahını Horum’a taşıdı.
28 Eylül 1920’de Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa Sarıkamış
yönünde harekete geçerek, 29 Eylül’de Sarıkamış’ı kurtardı.
TBMM Hükümeti’nin 'Doğu Harekatı’nın Kars’a dek uzatılmasını istemesi
üzerine; Doğu Cephesi birlikleri 28 Ekim 1920’de yeniden saldırıya geçti ve
9. Kafkas Tümeni 30 Ekim’de Ermenilerin direnişini kırarak Kars’a girdi.
20 Kasım’da Ermenilerle yapılan ateşkesin ardından 22 Kasım 1920'de Gümrü’de
başlayan barış görüşmeleri 2 Aralık’ta sonuçlandı ve Ermenistan Hükümetiyle
T.B.M.M Hükümeti arasında bir barış antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla
Kars Sancağı’nın bütünü Türkiye topraklarına katıldı. Antlaşma öncesinde
Ermenistan’ın elinde bulunan Tuzluca Kazası da Türklere verildi. Ancak
imzadan bir gün sonra , Sovyet Kızılordu Birlikleri Ermenistan’a girdiler.
Taşnak Hükümeti devrilerek yerine Ermenistan Sovyet Hükümeti kuruldu bu
durumda anlaşma da onaylanamadı.
Kızılordu’nun harekatı Gürcistan’a yönelince, Tiflis’teki Gürcü Hükümeti
Ankara’ya başvurdu ve TBMM'nin desteğini istedi. Bu destek karşılığında
Batum, Ardahan ve Artvin Türklere bırakılacaktı. Gelişmeler sonucunda Şubat
1921’de Ardahan ve Artvin Sancakları’nın Gürcistan Hükümeti tarafından
Türkiye’ye bırakıldığı açıklandı. Doğu cephesi birlikleri de aynı gün
harekete geçerek, bu iki şehri Türkiye’ye kattılar.
16 Mart 1921’de Sovyet Hükümetiyle imzalanan Moskova Antlaşması ile Kars ve
Artvin'in Sovyet Rusya ile olan sınırları belirlendi. Bu antlaşmaya göre,
daha önce Elviye-i Selase içinde yer alan Batum ve ayrıca Ahıska ile
Ahılkelek Türkiye sınırları dışında kaldı.
Moskova Antlaşması’ndan 7 ay sonra 13 Ekim 1921’de Kafkasya’daki Sovyet
Hükümetleri ile Türkiye arasında Kars’ta yeni bir antlaşma imzalandı. Bu
antlaşma, Sovyet Rusya yönetimi ile Moskova’da yapılan antlaşmanın
yinelenmesi anlamını taşıyor, Kars’ın ve Artvin’in bugünkü sınırlarının
taraflarca bir kez daha onaylandığını ifade ediyordu.
Milli Mücadele süresince doğu cephesinde yeni bir askeri ya da siyasal
gelişme olmadı. Bu cephenin birlikleri de, kısa bir süre sonra, Batı
Cephesi’ne gönderildi.